KÖYÜMÜZE,KÜLTÜRÜMÜZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ
 
ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
İnceöz İnsnları İslami Güzelliklere VeVefaya Sahiptir  
  ANA SAYFA
  ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ SİTESİ
  KÖYÜMÜZDEN İLGİNÇ BİLGİLER
  FOTOĞRAFLAR-2-
  KÖYÜMÜZDE LAKAPLAR
  KÖYÜMÜZÜN GELENEK VE GÖRENEKLERİ
  FAYDALI LİNKLER
  HÜSEYİN TAHA BEY SAYFASI
  MUSTAFA KOÇAK 'IN GÖNDERDİKLERİ
  KÖYÜMÜZ TARİHİNDEN-1-
  YÖRESEL DİLİMİZ
  YÖREMİZ TÜRKÜ-TEKERLEME VE DEYİŞLERİ
  SAYAÇ
  KÜLTÜRÜMÜZ RUHLARA İLAÇ
  KINA GECESİ VE DAMAT GİYDİRME
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  SİZDEN GELEN RESİMLER 1
  SİZDEN GELENLER-2-
  NAİL BEY DEN GELENLER
  YAHŞİHAN'LI EMRAH DEMİRKOPARAN'IN GÖNDERDİKLERİ
  FOTOĞRAF HARMANI-1-
  ALANYA'DAN SEVGİLERLE
  İNCEÖZ'ÜM SELAM SANA
  SİNAN KOÇ'UN GÖNDERDİKLERİ
  MANZARA-İ MUHTELİFE
  İNCEÖZ'DEN SEÇMELER
  MUSTAFA DOĞANAY'ın GÖNDERDİKLERİ
  ESGİ DİLLERİMİZ DE GÖZELİDİN
  Hatıralar
  KÖYÜMDEN KARELER
  İNCEÖZLÜLERİN BULUŞMA NOKTASI
  GARİP VE İBRETLİK OLAYLAR
  İNCEÖZ TÖRESİ
  İLKBAHARDA YAYLAMIZ CENNET MİSALİ
  RAHMETLİ OLAN KÖYLÜLERİMİZİ TANIYALM
  DÜNDARLAR GÖZÜYLE YAYLAMIZ
  SAĞLIK SAYFASI(Domuz Gribi)
  BOZULMUŞ TEVRATTAN AYETLER
  KÖYÜMÜZ YEMEKLERİ
  KÖYÜMÜZ İNSANLARI
  KÖYÜMÜZ BOL SUYA KAVUŞTU
  İBRETLE İZLENECEK VİDEOLAR
  TARİHİ VE MİLLİ VİDEOLAR
  LİNKLER SAYFASI
  KÖYÜMÜZLE İLGİLİ VİDEO VE SLAYTLAR
  TARİHTE HAÇLI KATLİAMLARI
  Yayla Fotoğrafları
  Köylülerimiz-1-Video
  Köylülerimiz-2-
  Pkk at oynatır.Biz seyrederiz
  BİZLERDEN RESİMLER
  SİZDEN GELENLER 1
  SİZLERDEN GELENLER 2
  VATAN VE MUKADDESATA TİTRERİZ
  Sizden Gelenler-3-
  Sizden Gelenler-4-
  UYUTULAN MÜSLÜMANLAR
  İLÇEMİZ KAMİL BOSTAN KIZ YURDU AÇIDI
  KÖYÜMÜZ VE YÖREMİZ TARİHİ
  KÖYÜMÜZDE LAKAPLARIMIZ
  İnceözlüler-1-
  DİLİMİZİ NASIL KATLETTİLER?
  İNCEÖZ'CE
  Köyü Hatırladım
  Hisleniriz
  Nefis Muhakemesi
  İNCÖÖZCE İNCİLER-1
  BİR ZAMANLAR ONLAR DA İMTİHANDA İDİLER
  İncöözce-2-
  İNCEÖZ KÖYÜ SİTESİNE KATILIN
  İNCEÖZ KÖYÜ SİPAHİLİĞ
İNCEÖZ'ÜN ASİL İNSANLARINA SELAMLAR OLSUN BİRLİK VE BERABERLİĞİNİZ DAİM OLSUN
Nefis Muhakemesi
NEFİS MUHAKEMESİ

 

Hava güzeldi. İmam ikindi namazını kıldırmış caminin bahçesine oturmuştu. Bahçe çok güzeldi. Bir köşede açan güllerin mis  gibi Muhammedi kokusu etrafa yayılıyordu. Kuşlar ağaçlarda cıvıldaşıyordu. Tatlı bir rüzgar serinlik veriyordu. Cemaat namazdan dağılmış işine gücüne gitmişti.  Fakat Hoca’nın bir derdi vardı. Kalbinde ince bir sızı, bir buruk hüzün vardı. Dalıp dalıp gidiyordu. Bu yurtlar bizimdi. Ata ve dedelerimizden kalmıştı. Dedelerimiz cephelerde harp yaparken, vatan için can verirken ninelerimiz,  annelerimiz köylerinde tarlaları ekerdi. Bağa bahçeye bakardı. O sıkıntılar  tatlı gelirdi. Bir yaşama sevinci olurdu içlerinde. Askerler besleyecek, devlete  vergi verilecek devlet devam edecekti. Bütün bu mahrumiyet içinde vatan, namus,  din için çalışmaların gayret ve heyecanı duyuluyor, canu gönülden çalışılıyordu.  O atalar, dedeler namazını kılardı. Zekatlarını verir, sadaka ve komşu hakkını gözetirlerdi. Hastalara bütün köylü bakardı. Düşeni bütün komşular kaldırırdı. Kimsesizler, kimselilerden daha iyi bakılırdı. Pişen yemek sofraya gelmeden önce  hasta ve fakirlerin payı giderdi. Garip guraba sonum nasıl olacak diye  düşünmezdi. Çünkü alemlerin efendisi “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” buyurmuştu.

Bu güzide, şerefli, dünyalar güzeli emir, ne güzel emirdi.  Müslümanlar bu emri yerine getirince sevap alırdı. Allah’ı ve O’nun pak  Resul’ünü memnun etmiş olurdu. Babalarımız ne güzel yardımlaşırdı diye iç çekti imam. Komşuya ikram edemeyeceği bir yiyeceği gizli yerdi. Olmayanların canı çekmesin diye. Güzel elbiselerini bayram gayrisi giymezdi, olmayanlar eziklik  duymasın diye. Övünmek, böbürlenmek, caka satmak düşüklük sayılırdı. Bu  düşüklüğü yapan olmazdı. Şimdiki gibi kasılıp, kibirlenen olmazdı. Tevazu o  güzide ecdadı ne de güzelleştirirdi. Büyükler küçükleri severdi. Küçükler de  büyüklere saygıda kusur etmezdi. Onlardan yükseğe oturmazdı. Baş köşeye yaşlılar  otururdu. Yaşlılar konuşurdu. Küçükler dinlerdi. Söz vermeden konuşulmazdı. Kapılar kilitlenmezdi. Yolda düşürülen bir eşya bilinirse sahibine götürülürdü.  Bilinmezse tellal edilirdi. Lahuti bir yardımlaşma, saygı, sevgi ve muhabbet  vardı. İşi yetişmeyene karşılıksız yardım edilirdi. Geride kalan elinden  tutulurdu. Tarla biçmede geç kalanlara, işi bitenler arka çıkardı. Birer ikişer  gün çalışıverirlerdi. Bu İslami yardımlaşma ve güzel ahlak ile sanki dünya da  bir cennet idi. Hoca oturduğu yerden etrafa baktı. Yolda giderken bir şey  yiyenlere acı acı baktı. Ayakta yemek yenmez. Besmelesiz yenmez. Gezerek ,  dökülerek saçılarak yenmez. Birilerine göstere göstere bir şey yenmez. Anneleri  öğretmez mi? Diye içi yandı. İnsanların selamsız, sabahsız asık suratlı yürümeleri, saygısız hareketleri, büyüğün küçüğün unutulması çok zoruna gidiyordu. Namaz kılanların bile hata yapmaları günah işlemeleri çok zoruna  gidiyordu.Acaba biz mi görevimizi yapamıyoruz, dualarımız mı kabul olmuyor,  haram yediğimizden ibadetler tesir etmiyor mu? Diye acı ve eziklik içinde daldı gitti.

Namaz insanları kötülükten alıkoyması lazım. Bu Allah beyanıdır. Acaba  nerede hata yapıyoruz diye irkildi, hüzünlendi. Gözlerinden gelen iki damla yaşı sildi. “Allah’ım bu milletin ataları Müslüman. İslam’a hizmet etmişler. Dinin  için can vermişler. Şimdi ise dinden, edepten uzak perişan bir haldeler.  Cumartesi günü havra günü. Yahudi ibadet eder biz tatil yaparız. Pazar kilise  günü hırıstiyan kiliseye gider biz tatil yaparız. Cuma bizim ibadet günümüz.  Bizim bayramımız. Eskiden atalarımız o gün çalışmazmış. Cuma sabahı kalkılır,  Yasinler okunur, mezar ziyaretleri yapılır, bayram havasında Cuma kılınırmış. Müslüman’ım diyen millet bunu unutmuş. Unutturmuşlar. Bön bön bakıyoruz da şuurlanamıyoruz diye üzüldü imam. Bu hastalık nedir yarabbi diye ağladı. Tuvalette üzerimize pislik sıçramasına mı dikkat etmiyoruz. Yoksa guslümüz ve  abdestimiz mi noksan. Abdest alırken kuru yerlerimiz mi kalıyor. Namaz sure ve dualarını yanlış mı okuyoruz? Hatalı okuyanlara hatalarını söyleyince  küsüyorlar. Utanıyorlar.Halbuki memnun olmaları lazım. Namazda tadili erkanı mı tam yapmıyorlar? Yediklerine haram mı karışıyor? Midede haram olunca ibadet  kabul olmaz. Kabul olmayan ibadet te sahibine fayda vermez. Ziynetlerini  saklamayı yani örtünme ve tesettürü mü anlatamadım Müslüman hanımlara?  Osmanlı’nın altı yüz yirmi dört senesinde yedi veya sekiz boşanma varken, şimdi  senede yüz binlere yaklaşan boşanma fecaati acaba tesettür ve mahremiyeti  anlatamadığımızdan mı? Hoca düşündükçe kahırlanıp üzüldü. Ben imam olarak bu  cemaata doğruları anlatmam lazım. Yoksa aldığım maaş helal olmaz diye iniledi.  Yarın mahşerde yüz karalığı ne kötü diye düşündükçe içi doldu. Allah’a nasıl  hesap veririm diye irkildi. Rasulullah’ın huzurunda yüzün yere bakması, mahçup  olmak ne acı diye düşündü. Cemiyetin bu kötüye gidişine çok üzülüyordu.

Akraba  ilişkileri her Cuma hutbesinde anlatılıyordu.” Ey Müslümanlar Allah adaletli  olmanızı, ihsan sahibi olmanız, yakınlarınıza ikram ve ihsanlarda bunmanızı emreder” sözünü söylüyordu. Yine de akrabalık ilişkileri gitgide zayıflıyordu.  Akraba akrabaya alay ile bakıyordu. Hasetlik ediyordu. Düşeni kaldırmak, hayrına  dua etmek şöyle dursun kötülüğünü istiyordu. Yüzünden olmasa da içinden beddua  ediyordu. Bazen de şeytana uyarak, şeytana ibadet ederek akrabalarına sihir ve  büyü yapıyor veya yaptırıyordu. Sihir büyü şeytan ameliydi. Büyük günahlardandı. Allah sanki yaptığından habersizdi. Bir sebep ile yaptıkları gizli düşmanlıklar  sanki açığa çıkmayacaktı. Sanki yaptıklarını Allah(Haşa) bilmiyor, görmüyordu.  Solundaki melek sanki yazmıyordu. Ahrette kepaze olmayacaktı sanki. Bütün bunlarda benim de dolaylı hatam vardır diye düşününce daha da üzüldü imam. Bu  insanlara ne yapıp yapıp doğruları anlatmalıydım. Doğruları bünyeleri kabul  etmeyecek kadar haram ile bozulmuşsa dua etmeliydim diye düşündü. Peygamberimiz  Taifliler’e anlatmıştı doğruları. Onlar peygamberimizi taşlamıştı. Ben de  anlatmalıydım. Sonra bunlar müşrik değil ki. Dini, itikadı, ibadeti,  güzellikleri unutturulmuş Müslümanlar. En iyisi dua etmeliydi. Din kardeşinin diğer kardeşi için yaptığı dua kabul olurdu. Bir kişi diğer kardeşi hesabına  günahsız ağız sayılırdı. Duası kabul olursa, anca onları Allah düzeltirdi.  Kalpleri çeviren Allahtı. Peygamberi zişanımız da sabahlara kadar ümmeti diye  inlerdi. Biz de böyle yapmalıyız dedi. Saatine bakınca vaktin ilerlemiş olduğunu  gördü. Mahzun mahzun yerinden kalktı. Akşam namazı için hazırlığa başladı















 
Karlar Erirken Şallayuğun Akışı, Sıra Söğütlerde Serçelerin Uçuşu Unutulamıyor İnceöz'üm..  
  Daha hiç link yok!

Senin linkin burada olsun mu?
O zaman buraya kaydını yaptır:
=> Kayda git
 
Facebook beğen  
   
Reklam  
   
KÖYÜMÜZ TARİHİ ÇOK ESKİLERE ULAŞIR  
  Çukurören Köyü'nde 1804 tarihli ve ahşap işçiliği özgün, korumaya muhtaç bir cami ve 1905 tarihli çeşme; Elmalı-Kargalar mahallesinde bulunan eski cami ve 1904 talihli "Hacı Yusuf" çeşmesi; İnceöz Köyü'nde 1769 tarihli ve "İnceöz karyeli el-hac Osman"ın yaptırdığı tarihi çeşme; bu köyümüz çeşmesi 2011 yılı itibariyle 242 seneliktir. Müsellim Köyü'nde 1907 yılında "Emir oğlu Hacı İbrahim Efendi"nin yaptırdığı, talik hat kitabeli "köy konağı" vardır.
(Ankara Rehberinden Alıntıdır)
 
KÖY DERNEĞİMİZ  
  Çamldere’nin aşağı yukarı bütün köylerinde olduğu gibi bizim köyümüzün de derneği vardır.Derneğimiz in köyün birlik ve beraberliğne , sosyal hizmetlerinin görülmesine çok büyük hizmetleri vardır.Köy odasının yenilenmesi,imam evi,köy içme suyu,cami bahçesi dizaynı ve köy mezarlığının dizaynı gibi sayılamayacak kadar hayırlı hizmetleri var. Köylülerimiz birlik ve beraberliğine, töresine, gelenek ve göreneklerine son derece bağlıdırlar
saat
 
KÖYÜMÜZÜN TARİHİ HAKKINDA  
  Ankara ve civarının iskan edilmesiyle 1463 yıllaında ilçemiz civarı şenlenmeye başlamıştır. Şeyh Ali Semerkandi Hz leri ve evlatları tarafından yerleşim ve ilim merkezi yapılmıştır. Komşu Peçenek Beldesinde halen ibadete açık olanSelçuklu eseri bir camii şerif vardır. Köyümüz tarihinin de bu açıklamalr ışığında 1400 lü yıllara dayandığı tahmin ediliyor. Hacıveliler sülalesinden Hacı Osman'ın yaptırdığı tarihi çeşmenin 1769 yılında yapıldığı ve 242 senelik bir tarihi olduğu tespit edilmiştir.Yakın zamandea yıkılan eski camimizin de çeşme kadar yaşlı olduğu ve zaman zaman tadilat geçirdiği yaşlılarımızca söylenirdi.
saat
 
Bugün 46369 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
KÖYÜMÜZ İNSANLARINA SELAMLAR OLSUN